Sindirim Nedir?


Sağlam bir vücut ve taze bir zihin için yeterli ve dengeli bir beslenme düzeni en önemli basamaktır. Vücuda alınan besinler, mükemmel bir organizasyonla çalışan sistemler tarafından işlenir ve kullanılır. Bu sistemler her birinin ayrı bir görevi olan pek çok organdan ve yardımcılardan oluşur.

Sindirim Nedir?

Gün içerisinde alınan besinler pek çok vitamin ve mineral ile enerji verici protein, yağ ve karbonhidrat ögelerini içerir. Yaşamın devam ettirebilmesi için bu ögelerin hücresel düzeyde kullanabilmesi gerekir. Ağız yoluyla alınan besin maddelerinin ilgili organlara taşınması, bu organlarda daha küçük yapı taşlarına parçalandıktan sonra dolaşıma karışması ve tüm bu olaylar sırasında meydana gelen atık maddelerin vücuttan uzaklaştırılması sürecinin tamamı sindirim olarak adlandırılır. Sindirimin gerçekleşmesi ile hücrelerin, organların ve sistemlerin devamlılığını sağlamak için gerekli olan enerji üretilmiş olur. Başka bir deyişle sindirim, gıdanın ağızdan alınmasıyla başlayan ve vücudun enerji üretimiyle oluşan atıklardan temizlenmesi ile tamamlanan bir süreçtir.

Sindirimin Basamakları Nelerdir?

Sindirim süreci, basit gibi görünse de aslında yüzlerce mekanik ve kimyasal tepkimeye ihtiyaç duyar. Bu tepkimeler her gün bir düzen içerisinde gerçekleşmeye devam eder. Sindirimin ilk basamağı, besinin ağza alınması yani yemedir. Besin maddesi ağza alındıktan sonra sindirim sistemini oluşturan organlara doğru sırayla hareket etmeye başlar.

Sindirimin ikinci basamağı, besin maddesinin ulaştığı organlarda çeşitli salgılar, enzimler ve mikroorganizmalar aracılığıyla parçalanarak ögelerine ayrıştırılmasıdır. Besin maddesi bu aşamada en küçük yapı taşlarına kadar çözünür ve bir sonraki basamakta kullanılmaya hazır hâle gelir.

Sindirimin üçüncü basamağı emilimdir. Bu basamağa kadar çeşitli işlemlerden geçen besin maddesi artık hücresel düzeyde kullanılmaya ve depolanmaya hazırdır. Sindirim sistemini oluşturan organlardan biri olan bağırsakların duvarındaki kan damarlarından ve lenf düğümlerinden emilerek dolaşıma katıldıktan sonra bütün vücuda ulaşır. Sindirim süreci son basamak olan dışkılama ile tamamlanır. Besin maddesinin işlenmesi sonucunda sindirilemeyen ve emilemeyen kısımlar dışkılama yoluyla vücuttan uzaklaştırılır.

Besinin Alınması

Besinin alınması sindirimin başlangıç noktasıdır. Kişiyi beslenmeye iten ise beyinden gelen uyarılardır. Beyinde yer alan açlık ve tokluk merkezleri, sindirim sistemi ile koordineli çalışır. Vücudun besin ihtiyacı olduğunda beyinde yer alan açlıktan ve iştahtan sorumlu ilgili bölge kişiyi beslenmesi için uyarır. Böylece besinin ağız yoluyla alınmasıyla sindirim başlar. Ağız; önde dudaklar, yanda yanak kasları ve altta çene ile çevrelenmiş boşluklu bir yapıdır. Ağız boşluğunda dil, dişler ve damak yer alır. Besin ağza alındıktan sonra ağız boşluğundaki yapılar sayesinde yoluna devam eder ve önce mekanik sindirime uğrar.

Mekanik Sindirim

Ağız yoluyla alınan besin, ilk olarak ağız boşluğundaki yapılarla karşılaşır. Ağza besin alınması tükürük salgılanmasını uyarır. Tükürük salgısı içerdiği su ile besini yumuşatır. Bol miktarda suyun yanında amilaz adı verilen enzim de tükürük salgısında fazla miktarda bulunur. Amilaz enzimi, karbonhidratları daha küçük bileşenlerine ayırma yeteneğine sahiptir. Böylece besinin dişler ile mekanik olarak parçalanması da kolaylaşır.

Parçalanma sırasında dişlere dil, yanak kasları ve çene kasları da yardım eder. Bu olay çiğneme olarak adlandırılır. Çiğneme bilinçli olarak başlar ve beyinde bulunan çiğneme merkezinin uyarısıyla kendiliğinden devam eder. Çiğneme sayesinde, alınan besin küçük parçalara bölünmüş olur ve sonraki aşama olan yutma için hazır hâle gelir. Yutma; çiğnenmiş besinin dil ve damaklar yardımı ile yemek borusuna itilmesi işlemidir. Yutma aynı zamanda bir reflekstir. Yutma esnasında çiğnenmiş besinin soluk borusuna kaçmaması için refleks olarak nefes tutulur ve soluk borusu yaprak şeklinde ince bir kas tarafından örtülür. Yumuşak damak yukarı doğru hareket eder. Besin yemek borusuna itilir.

Yemek borusu, içten dışa doğru mukoza, kas tabakası ve çevreleyici bir zar tabakasından oluşan lümenli yapıda bir organdır. Besin yemek borusuna ulaştığında, kas tabakası düşey yönde düzenli bir şekilde kasılıp gevşemeye başlar. Bu düzenli hareket gıdanın yemek borusunda ilerlemesini sağlar. Ayrıca yemek borusunun lümenindeki mukus salgısı, besine kayganlık vererek lümendeki hareketini kolaylaştırır. Besinin yemek borusundan sonraki durağı midedir. Midede ve mideden sonraki aşamalarda mekanik sindirim devam etmekle birlikte kimyasal sindirim daha ön plandadır.

Kimyasal Sindirim

Yemek borusundan mideye gelen besin, burada pek çok salgı ve sindirim enzimiyle karşılaşır. Midenin oluşturduğu günlük salgı miktarı yaklaşık 2-2.5 litre civarındadır. Bu salgılar, özellikle karbonhidrat ve proteinlerin parçalanmasında yardımcı olan gastrin, hidroklorik asit ve pepsinojen gibi enzimleri içermekte olup, asit yapıdadırlar. Bunların yanında midenin kendisini bu parçalayıcı enzimlere karşı koruyan salgılar da üretilir. Midenin enzim salgılaması yenilecek gıdanın görülmesi veya koklanması ile başlar. Besin mideye geldiğinde ise salgı miktarı zirveye ulaşarak kimyasal sindirime yardımcı olur. Midenin duvar yapısında da tıpkı yemek borusu gibi kas tabakası mevcuttur. Mide duvarlarının kasılma ve gevşeme özelliği sayesinde enzimatik salgılarla parçalanmaya başlayan besinler karıştırılır. Protein, yağ ve karbonhidratların sindirimi ve karışımı ile oluşan bu yapı kimus olarak bilinir. Kimus midenin alt kısmındaki dar bölgeden ayrılarak ince bağırsaklara geçer.

İnce bağırsak lümeni sindirim enzimleri açısından zengindir. Pankreas tarafından üretilen sindirim enzimleri protein, yağ ve karbonhidratların kimyasal sindiriminde büyük bir görev üstlenir. Pankreas bu enzimleri, kanallı yapısı aracılığıyla ince bağırsağa boşaltır ve mideden ince bağırsağa gelen besinin en küçük yapı taşına kadar ayrışmasını sağlar.

Kimyasal sindirime katkıda bulunan bir diğer organ karaciğerdir. Karaciğer hücrelerinde günlük yaklaşık 500-900 mL kadar safra üretilir. Üretilen safra, safra kesesinde depolanır. Bağırsaklara yağ içerikli besinler ulaştığında, safra kesesinin hormonal uyarımı gerçekleşir. Uyarılan safra kesesi kasılır ve depoladığı safra salgısını ince bağırsaklara açılan kanallı yapılar ile boşaltır. Yağlı besinlerin sindirimine yardımcı olan safra tuzları yönünden zengin olan safra, ince bağırsak lümenine ulaşan yağlı içeriklerin mekanik sindirimine yardımcı olur.

Emilim

Sindirim sürecinin önemli bir diğer aşaması emilimdir. Emilim; sindirime uğramış besinlerin, depolanması ya da kullanılması amacıyla kan ve lenf damarları vasıtasıyla ihtiyaç olan dokulara taşınmasını ifade eder. Sindirilen besinlerin emilimi büyük oranda ince bağırsaklarda gerçekleşir. İnce bağırsakların lümenli yüzeyi fırçaya benzeyen tüysü çıkıntılarla döşelidir. Fırçamsı yapı, ince bağırsakların yüzey alanını genişleterek emilimin daha hızlı ve daha geniş bir alanda gerçekleşmesini sağlar. İnce bağırsakların özellikle ilk kısımları emilimde daha fazla görev alır.

Karbonhidrat içeriklerinin hemen hemen tamamı ince bağırsağın ilk kısmında emilir. Yağlı besinler, yağda çözünen vitaminler ve proteinler ise ağırlıklı olarak ince bağırsağın orta kısmından emilir. Su ve minerallerin emilimi de ince bağırsaklarda olur. Besinlerin ince bağırsaklarda emilemeyen ya da dolaşıma alınamayan kısımları kalın bağırsağa doğru yola çıkar. Burası sindirim sisteminin son durağıdır. İnce bağırsakta emilemeyen mineraller kalın bağırsakta emilir. Ancak kalın bağırsakta esas olarak su emilimi gerçekleşir.

Bağırsak lümenindeki içerik, emilim süresi boyunca ritmik kas hareketleriyle ilerlerken içeriğindeki suyun emilmesiyle kıvamlı bir hâl alır. Ağız yoluyla alınan besinlerin, sindirildikten ve emildikten sonra geriye kalan işlenmeyen miktarı, kalın bağırsağın son kısmında depolanarak dışkılama yolu ile vücuttan atılmayı bekler. İstemli gerçekleşen bir olay olan dışkılama ile sindirim süreci tamamlanmış olur.

Sindirim Sistemi Nedir?

İnsan vücudunda her gün meydana gelen sayısız biyolojik olay, organlardan oluşan sistemler sayesinde yönetilir. Sindirim sistemi de bu organize sistemlerden biridir. Sindirim sisteminin temel işlevi, alınan gıdaların çeşitli işlemlerden geçirilerek emilebilecek duruma getirilmesi ve emilimin sağlanmasıdır. Ancak sindirim sistemi tek başına çalışmaz. Görevini yerine getirebilmesi için, dolaşım sistemi başta olmak üzere sinir sistemi, boşaltım sistemi ve kas sistemi gibi diğer sistemlerle işbirliği yapmak zorundadır. Pek çok organın bir araya gelmesiyle oluşan sindirim sistemi vücuttaki en büyük sistemlerden biridir.

Sindirim Sistemi Organları Nelerdir?

Sindirim sistemi, birbiriyle bütünlük içinde çalışan pek çok organdan oluşur. Besinlerin vücuda giriş yolu olan ağız, bunlardan ilkidir. Dudaklar, çene, yanak kasları, dil, dişler ve tükürük bezleri ağzı oluşturur. Bu yapılar çiğnemeyi, tat almayı ve yutmayı sağlar. Yutak, ağız ile yemek borusu arasında kalan bölümdür. Ağızdan gelen besinlerin yemek borusuna iletilmesinde geçiş yoludur.

Yemek borusu, yutak ile mide arasında yer alan yaklaşık 25 cm uzunluğunda tüp şeklinde lümenli bir organdır. Lümendeki salgılarıyla ve düzenli kasılma hareketleriyle besinlerin mideye iletilmesini kolaylaştırır. Mide besinler için hem depolama hem de sindirim alanıdır. Yaklaşık 4 litreye kadar gıda içeriğini ince bağırsağa geçmek için hazırlanana kadar muhafaza edebilir. İçerdiği enzimatik salgılarla besinlerin kimyasal sindirimini gerçekleştirdikten sonra emilmek üzere ince bağırsağa yönlendirir.

İnce bağırsaklar üst, orta ve alt olmak üzere üç kısımdan oluşur. Lümenli yapısının yüzeylerindeki fırçamsı yapılar sayesinde emilimin büyük kısmı burada olur. Kalın bağırsaklar anatomik olarak çıkan, yatay, inen ve son bağırsak olarak bölümlere ayrılmış olsa da temel görevi su ve mineral emilimini sağlayarak oluşan dışkının atılmasına aracılık etmektir. Karaciğer ve pankreas, mide ile bağırsakların komşuluğunda yer alan ve salgıladıkları enzimlerle sindirime yardımcı olan organlardır.

Sindirim Sistemi Hastalıkları Nelerdir?

Sindirim sistemini meydana getiren organlar ve bağlantılı olduğu diğer sistemler düşünüldüğünde, sindirim sistemi hastalıklarının sebepleri ve mekanizmalarının son derece geniş bir yelpazede yer alması doğaldır. Ağız ve ağız içi yapılardaki her türlü problem sindirim sürecini aksatabilir. Diş çürükleri, diş eti problemleri, nörolojik sorunlara bağlı tat duyusunda kayıp bunlara örnek verilebilir.

Yemek borusunun kendi hareket kusurundan kaynaklanan sorunlar yutma güçlüğü ve ağrılı yutma gibi semptomlara yol açabileceği gibi, sistemik bazı romatolojik ve nörolojik hastalıklar da benzer semptomlara neden olabilir. Midedeki aşırı asit salgısı ile koruyucu faktörlerin azalmasına bağlı olarak reflü, gastrit ve ülser gibi hastalıklar görülebilir. Yanlış beslenme, kaygı, duygusal stres ve gereksiz ilaç kullanımı bağırsakların doğal mikrobiyotasını bozarak ishal, şişkinlik, hazımsızlık, gaz ve kabızlık gibi durumları tetikleyebilir.

Çeşitli bakteriyel ve viral enfeksiyonlar bulantı, kusma ve ishale sebep olabilir. Bağırsakların yapısındaki bazı kalıtımsal patolojiler ve gıda intoleransları ishal ile ortaya çıkan emilim bozukluklarının gelişmesinde rol oynar. Safra kesesinin ve pankreasın iltihabı da sindirim sürecini olumsuz etkiler.

Sindirim Sisteminin Düzenlenmesinde Enterogermina

Sindirim sistemi hastalıkları yaşam kalitesini etkileyen pek çok belirti ile seyredebilir. Bu problemlerle baş edebilmek için, esas nedenin ortadan kaldırılmasının yanında yaşam tarzı değişikliği, dengeli beslenme ve sağlam bir bağırsak mikrobiyotası olmazsa olmazdır. Bağırsak florası da denilen bağırsak mikrobiyotası, bağırsaklarda yaşayan faydalı bakterilerdir. Sindirime ve emilime yardımcı olurlar. Salgıladıkları maddeler, zararlı bakterilerin çoğalmasını engelleyerek bağırsak mukozasında enfeksiyon gelişimini engeller.

Enterogermina bağırsak mikrobiyotasını destekleyici etkisiyle öne çıkan bir probiyotikdir. Enterogermina’nın içerdiği Bacillus clausii bakterisi spor yapabilme özelliği sayesinde midenin asidik ortamından korunarak ince bağırsağa ulaşır ve buraya yerleşerek çoğalabilir. Antimikrobiyal etkili maddeler sentezleyerek hastalık yapabilen bakterilerin ve virüsların bağırsaklarda çoğalmasına engel olur. Sindirim sisteminin düzenlenmesini destekler. Enterogermina, hiçbir koruyucu ve katkı maddesi içermez. İhtiyacınız olan Enterogermina ürününü hekiminize veya diyetisyeninize danışarak seçebilir, sağlıklı bir sindirim sistemi ile kaliteli bir yaşama merhaba diyebilirsiniz.

Yayınlama Tarihi: 16.02.2022
Son Güncelleme Tarihi: 16.02.2022

Nereden Satın Alabilirim?

Enterogermina'yı eczanelerden reçetesiz satın alabilirsiniz. Size en yakın eczaneyi bulmak için:

Enterogermina web sitesinden çıkmak üzeresiniz.

Bu link yalnızca bilgilendirme amacıyla sunulmuştur. Sanofi, bu şirket dışı web sitesinin içeriğinden sorumlu değildir. Bu web sitesi Türkiye Cumhuriyeti yasa ve yönetmeliklerine uymayabilir ve içeriği T.C. Sağlık Bakanlığı tarafından onaylanan metinlerden farklı olabilir.

Devam etmek istiyor musunuz?

Devam etmek için tıklayınız.