Bağışıklık Nedir?

Vücudun, hastalık oluşturma potansiyeline sahip mikroorganizmalar ile mücadele eden ve vücutta çeşitli rahatsızlıkların gelişimine engel olan sistemine bağışıklık adı verilir. Bağışıklığın geliştirilmesi ve korunması için vücudun savunmasında görevli yapılar adeta bir askeri sistemde organize olurlar.

Bağışıklık Nedir?

Bağışıklık, sağlığın korunması ve vücut için zararlı olan canlı veya cansız maddelerin tanınarak bu maddelerin tekrar vücuda girmeye çalışması halinde bu maddelerle mücadele edilerek hastalık oluşumunun engellenmesidir. Bağışıklığın güçlü olması, genel iyilik halinin devam ettirilmesi açısından oldukça önem arz eder. Sağlıklı bir bağışıklık sistemi bir yandan vücutta hastalık oluşturma potansiyeline sahip zararlı virüs ve bakterilere karşı mücadele ederken bir yandan da yara iyileşmesi, inflamasyon (iltihaplanma) yanıtının oluşturulması ve uzun süreli inflamasyonun durdurulması gibi diğer işlevlere de sahiptir.

Bağışıklık sisteminin özellikleri kişiden kişiye değişiklik gösterse de genel olarak sistemin en güçlü olduğu dönemin yetişkinlik çağı olduğu düşünülür. Bu fikrin temelinde ise vücudun bu zaman dilimine kadar birçok farklı zararlı canlı ile karşılaşması yer alır. Yetişkinlerin çocuklara göre daha az sıklıkta hastalanması da bu fikri destekleyen bir diğer önemli noktadır.

Bağışıklık, temel olarak hastalık oluşturma potansiyeline sahip canlı veya cansız bir etken ile karşılaşılması sonrasında bu yapıların tanınarak yapılarla tekrar karşılaşılması halinde antikor adı verilen savunma maddelerinin sentezlenmesidir. Vücudun kendisine zararlı olanı hatırlama kapasitesi sayesinde su çiçeği gibi rahatsızlıklar sadece bir kez meydana gelir. Bu hatırlayabilme durumu kendi içerisinde farklı türlere ayrılarak incelenebilir.

Doğal Bağışıklık Nedir?

Doğal bağışıklık, vücudun zararlı etkenlere karşı savunulmasının ilk basamağıdır. Tüm insanlar doğum ile birlikte bazı bağışıklık işlevlerine sahip olarak dünyaya gelir ve yaşamın ilk gününden itibaren çevrede yer alan mikroorganizmalar ile mücadele etmeye başlar.

Doğal bağışıklık birçok farklı büyük ve küçük yapının bir araya gelmesiyle oluşur. Cilt yüzeyi gibi fiziksel bariyerler, yabancı mikroorganizmaları sindirebilme özelliğine sahip bağışıklık sistemi hücreleri (fagositler), öksürük gibi koruyucu refleksler ve vücut içerisinde üretilen mide asidi veya mukus gibi çeşitli salgılar, doğuştan gelen doğal bağışıklığın oluşturulmasında görevli yapılar arasında yer alır.

Sonradan Kazanılan (Edinilmiş) Bağışıklık Nedir?

Sonradan kazanılan veya diğer bir ifade ile edinilmiş bağışıklık, bireylerin hayatı boyunca kazandıkları bağışıklığı tanımlar. Edinilmiş bağışıklık aşılanma, hastalığı geçirme veya hastalığı geçirmiş bir bireyin antikorlarının alınması şeklinde kazanılabilir.

Mikropların vücut ile tanıştırılmasında aşı uygulamaları veya hastalığın geçirilmesi gibi durumlar bağışıklık sisteminin bu canlıları tanıması ve gelecekte canlılarla tekrar karşılaşılması halinde bu canlıların ortadan kaldırılmaları amacıyla antikor üretimini teşvik eder. Diğer insanlardan alınan hazır antikorlar da vücutta üretilenler gibi hastalığa karşı mücadele sağlar ancak bu bağışıklığın uzun süreli olmayacağı konusunda dikkatli olunmalıdır.

Bağışıklık Sistemi Nedir?

Bağışıklık sistemi canlıların hayatını sürdürebilmesi için oldukça önemli bir yapıdır. Bu yapının işlevlerini tam olarak yerine getirememesi, vücudun bakteri, virüs, parazit ve diğer birçok hastalık etkenine karşı açık hale gelmesine neden olur. Tüm bu hastalık oluşturma potansiyeline sahip canlılara rağmen sağlığın sürdürülmesi ancak bağışıklık sistemi sayesinde mümkündür.

Çeşitli hücre ve dokulardan oluşan bağışıklık sistemi ağı sürekli olarak istilacı özellikte düşmanların tespit edilmesini ve ortadan kaldırılmalarını sağlar.

Bağışıklık Sistemi Organları Nelerdir?

Bağışıklık sistemi vücudun tamamı boyunca çeşitli hücre, doku ve organlardan meydana gelen bir yapıdır. Bu yapıların en önemli işlevi vücudun kendi dokuları ile yabancı dokuların ayrımının yapılmasıdır.

Lökosit olarak da isimlendirilen beyaz kan hücreleri, kan ve lenf dolaşımı içerisinde hareket eden bağışıklık hücreleridir. Sürekli olarak yabancı maddelere karşı tetikte olan bu hücreler hedeflerini tespit etmeleri halinde çoğalır ve diğer hücrelerin de harekete geçmesi için çeşitli sinyal molekülleri üretir. Beyaz kan hücreleri vücudun çeşitli organlarında depolanabilir. Lenfoid organ olarak da isimlendirilen bu yapıların başında timus, dalak, kemik iliği ve lenf nodları gibi yapılar yer alır.

Lenfatik Sistem

Lenf sistemi kan dolaşımını sağlayan damarlara benzer şekilde vücudun bir diğer dolaşım ağını oluşturan yapıdır. Lenf nodları, lenf damarları ve beyaz kan hücreleri lenfatik sistemin temel yapı taşlarını oluşturur. Lenfatik sistemin özellikleri şu şekilde özetlenebilir:

    • Vücut sıvı seviyesinin düzenlenmesi

    • Bakterilere karşı bağışıklık yanıtın oluşturulması

    • Kanser hücreleri ile mücadele

    • Besinlerle alınan yağların bağırsaklardan emilmesi

Dalak

Kan filtreleme özelliği bulunan dalak, çeşitli mikropların ve yaşam süresini doldurmuş veya hasar uğramış kırmızı kan hücrelerinin temizlenmesini sağlayan organdır. Dalak aynı zamana bağışıklık sisteminin hastalıklara karşı mücadelesini antikor sentezleme ve lenfosit hücrelerinin üretimi gibi işlevleriyle destekleme özelliğine sahiptir.

Kemik İliği

Kemik iliği, kemiklerin içerisinde bulunan süngerimsi bir yapıdır. Oksijen taşıma görevini üstlenen kırmızı kan hücrelerine ek olarak pıhtı oluşumuna sağlayan trombosit ve enfeksiyon hastalıklarına karşı mücadele eden beyaz kan hücrelerinin de üretimini gerçekleştirir.

Timüs

Timus kan içeriğini gözlemleme ve filtreleme özelliğine sahip bir bağışıklık sistemi organıdır. Bu yapı aynı zamanda T-lenfositlerinin olgunlaştırıldığı doku olması açısından da önem arz eder.

Bağışıklık Sistemi Hastalıkları Nelerdir?

Bağışık işlevlerinde meydana gelen çeşitli problemler bağışıklık sistemi hastalıkları içerisinde değerlendirilen birtakım sorunların meydana gelmesi ile sonuçlanabilir. Bağışıklık yetmezliği kendi içerisinde 2 ayrı gruba ayrılır. Primer (birincil) bağışıklık yetmezliği, bireylerde doğuştan itibaren mevcut olan bağışıklık problemini ifade eder. Edinilmiş bağışıklık yetmezliği ise çeşitli rahatsızlıklara bağlı olarak bağışıklık sistemi işlevlerinin olumsuz yönde etkilenmesidir.

Bağışıklık yetmezliği dışında bazı bireylerin savunma fonksiyonları aşırı aktif hale geçerek alerjik reaksiyonlar başta olmak üzere çeşitli hastalıkların ortaya çıkmasına neden olabilir. Bazı kişilerde ise bağışıklık sistemi kendi doku ve hücrelerini hedef alır ve otoimmün hastalıkların oluşumunu tetikleyebilir.

Bağışıklık Yetmezlikleri

Bağışıklık yetmezliği, vücutta savunma işlevlerinin çeşitli nedenlerle tam olarak yerine getirilemediği rahatsızlıklardır. Alkolizm, obezite ve ileri yaş gibi faktörler bağışıklığın zayıflaması ile sonuçlanabilecek durumlar arasında yer alır. Gelişmekte olan ülkelerde malnütrisyon (beslenme eksikliği) da bağışıklık yetmezliğine neden olabilecek bir diğer durumdur.

Primer bağışıklık yetmezliklerinde bağışıklık sistemi hücrelerinin eksikliği veya bu hücrelerin işlevleri ile ilgili doğuştan gelen problemler söz konusudur. HIV’a (insan bağışıklık yetmezliği virüsü) bağlı oluşan AIDS hastalığı, lösemi, multiple myelom, ağır yanıklar, kemoterapi, ışın tedavisi, şeker hastalığı ve steroid türevi ilaçların kullanımı ise sekonder (ikincil, edinsel) bağışıklık yetmezliği gelişimine neden olabilir.

Otoimmünite

Otoimmünite, bağışıklık sisteminin çapraz reaksiyon sonucunda yabancı mikroorganizmalar veya hatalı hücreler yerine kendi sağlıklı doku ve hücrelerini hedef almasıdır. Bağışıklık sisteminin kendine ait olan ve yabancı olanı ayırt etme konusunda yaşadığı bu problem dolayısıyla çölyak hastalığı, tip 1 şeker hastalığı, romatoid artrit ve Graves hastalığı gibi çeşitli rahatsızlıklar meydana gelebilir.

Hipersensitivite (Aşırı Duyarlılık)

Hipersensitivite olgularında bağışıklık sistemi çeşitli etkenlere karşı aşırı düzeyde bir yanıt oluşturarak sağlıklı hücrelerin zarar görmesine neden olur. Bağışıklık sistemini bu şekilde harekete geçiren maddeler genel olarak alerjen madde olarak isimlendirilir. Toz, küf, polen ve çeşitli besinler, en sık karşılaşılan alerjen maddeler arasında yer alır.

Bağışıklık Sistemi Nasıl Desteklenebilir?

Bireylerin yaşam tarzı ve beslenme alışkanlıklarında yapacağı çeşitli değişiklikler bağışıklık sisteminin desteklenmesinde katkı sağlayabilir:

Yeterli Uyku Süresinin Sağlanması

Uyku ve bağışıklık birbiri ile oldukça ilişkili iki kavramdır. Yapılan çeşitli çalışmalar uygun süreli istirahat sayesinde doğal bağışıklığın desteklenebileceğini göstermektedir. Uykuya dalma ile ilgili problem yaşayan bireylerin uyku zamanı öncesi normal uyku-uyanıklık döngüsünü olumsuz yönde etkileyen mavi ışık kaynağı telefon, tablet ve televizyon gibi cihazların kullanımından uzak durması önerilir.

Taze Meyve ve Sebze Tüketilmesi

Meyve, sebze ve baklagiller gibi gıdalarla oluşturulan bitkisel bazlı beslenme programı hem besin maddeleri açısından hem de antioksidan içeriği yönünden oldukça zengin bir beslenme tarzıdır. Bu gıdaların içerisinde yer alan lif içeriği bağırsaklarda yer alan faydalı mikroorganizmaların beslenmesine katkı sağlar.

Düzenli Fiziksel Aktivite Yapılması

Orta düzeyde yapılan düzenli egzersizin bağışıklık sistemini destekleyici etkisi olabilir. Bisiklet sürme, yüzme, yürüme veya hafif tempolu koşu gibi egzersizlerin haftada en az toplam 150 dakika olacak şekilde gerçekleştirilmesi, vücuttaki inflamasyonun (iltihaplanma) azaltılması ve savunma hücrelerinin yenilenmesini teşvik edici özellik gösterebilir.

Stres Kontrolünün Sağlanması

Stres ve kaygının kontrol altına alınması bağışıklık sistemi sağlığı açısından oldukça önemli bir konudur. Uzun süreli stres altında kalma sonrasında vücutta iltihabi yanıtlarda bir artış söz konusu olabilir ve bu nedenle bağışıklık hücrelerinin işlevlerinde bir dengesizlik hali ortaya çıkabilir. Meditasyon, nefes egzersizi veya yoga gibi aktiviteler stres düzeyinin değiştirilmesinde fayda sağlayabilecek uygulamalar arasındadır. Gerekli durumlarda stres ve kaygı kontrolü için uzmanlardan destek alınması da gerekli olabilir.

Fermente Gıdaların veya Probiyotik İçeren Takviye Gıda Ürünlerinin Tüketilmesi

Fermente gıdalar ve probiyotik canlılar açısından zengin takviye gıda ürünlerinin tüketilmesi, sindirim kanalında yer alan bu yararlı mikroorganizmaların desteklenmesini sağlayabilir.

Bağışıklık Desteğinde Enterogermina’nın Rolü

Probiyotikler, canlı mikroorganizmalardır ve tüketilmeleri halinde sağlığı çeşitli yönlerden destekleyebilirler. Genel olarak bakteri türlerinden oluşan probiyotik canlılar fermente besinlerin tüketilmesi veya probiyotik içeren takviye gıda ürünleri vasıtası ile vücuda alınabilir. Probiyotik içeren takviye gıda ürünleri çeşitli türlerdeki bakterileri bünyesinde barındırabilir. Bu ürünlerin üzerinde yer alan bilgilerin incelenmesi içerisinde hangi bakteri türünün yer aldığının bilinmesi açısından önemlidir.

Sindirim kanalında yer alan mikroorganizmalar genel olarak bağırsak mikrobiyotası olarak isimlendirilir. Bu bakterilerin büyük bir çoğunluğu ise sindirim kanalının son kısmı olan kalın bağırsaklarda yer alır. Bu yararlı canlılar sağlığı birçok açıdan olumlu yönde etkileyebilme özelliğine sahiptir. K ve B vitaminlerinden bazılarının sentezi, probiyotik mikroorganizmaların gerçekleştirdiği önemli faaliyetlerin başında gelir. Probiyotik canlılar aynı zamanda çeşitli gıdaların içerisinde yer alan lifi butirat, propiyonat ve asetat gibi kısa zincirli yağ asitlerine dönüştürerek bağırsak duvarının ve bazı metabolik fonksiyonların desteklenmesine katkıda bulunur. Bu kısa zincirli yağ asitleri aynı zamanda bağışıklık sistemi işlevlerinin güçlendirilmesinde de uyarıcı etki yapabilir.

Enterogermina probiyotik ürünlerinde yer alan Bacillus clausii bakterisi, oksijen kullanmayan ve spor formuna geçebilen bir bakteri türüdür. Bu doğal koruyucu özelliği sayesinde ağız yoluyla vücuda alınmasını takiben mide asidine karşı dirençlidir ve bağırsaklara geçerek bu ortamda antibiyotik varlığına rağmen etkisini gösterebilme yeteneğine sahiptir. Bacillus cinsi bakteriler aynı zamanda çok sayıda bakteriyosin ve antibiyotik özellikli madde üretebilirler. Bu sayede bulundukları bölgede yer alan diğer zararlı bakteri türlerinin ortadan kaldırılmasında bağışıklık sisteminin normal fonksiyonlarını destekleyici özellik gösterirler. Enterogermina, içeriğinde koruyucu ya da katkı maddesi içermez.

Kaynaklar

Nereden Satın Alabilirim?

Enterogermina'yı eczanelerden reçetesiz satın alabilirsiniz. Size en yakın eczaneyi bulmak için:

Enterogermina web sitesinden çıkmak üzeresiniz.

Bu link yalnızca bilgilendirme amacıyla sunulmuştur. Sanofi, bu şirket dışı web sitesinin içeriğinden sorumlu değildir. Bu web sitesi Türkiye Cumhuriyeti yasa ve yönetmeliklerine uymayabilir ve içeriği T.C. Sağlık Bakanlığı tarafından onaylanan metinlerden farklı olabilir.

Devam etmek istiyor musunuz?

Devam etmek için tıklayınız.